8 Aralık 2009 Salı

arap naber


Sözlükte de başlığı var, Türklere sorulan salak sorular diye. Vay efendim Türk'üm denince "Siz deveye mi biniyorsunuz" diye soruyormuş gerizekalı Amerikalılar. Hatta bir arkadaş buna cevaben "Tabi la ne sandın, bizde deve ehliyeti bile var" diye daşhak geçtiğini anlattıydı da nası güldüydük.

İşte batının kapalılığı, işte batı toplumunun basiretsizliği ve altından göz kırpan fikir; aslında bu Avrupalı'nın Amerikalı'nın dünyadan haberi yok be hacı. Adını duymadığı memleketlere bile vizeyle gidebilen bir milletin evlatları olarak biz bu denli dünyadan haberdarsak koskoca Avrupalı, koskoca Amerikalı neler neler bilmeli halbuki. Ama bilmiyor, bilemiyor. Çünkü Avrupalılar alık, Amerikalılar salak. Sanki zenci görünce "Arap naber" diyen kendisi değilmiş gibi, çekik gözlünün cümlesinden "ehe ehe capon" diye bahsetmiyormuş gibi; sanki kendi bildiği dünya Amerikan filmlerinden ibaret bir Amerika değilmiş gibi bir de kırbirbuçuk milletten tanınırlık bekliyor. Bu kadar milletin içinden de birisi çıkıp "yaa türkiy, istanbuuuûl" dedi miydi sevindirik oluyor. Hayaller peşinde dünya vatandaşı tribine giren gencin de azmi, orada kızlar teklif ediyormuş efsanesinin yerle bir oluşunu görünceye kadar. Yoksa biz seni bilmiyor muyuz hocum; caponunun da arabının da koy g.tüne, en şahane milletin mensubu, dünyaya bedel Türk'tür, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Dimi? (Yes! *OnuncuYılMarşı*)

Zaten global şirketler de krizi türkiş ceo'larla aşmayı planlıyorlarmış, ne sandın.

2 Aralık 2009 Çarşamba

sucuklar

"Sen ben çocuklar, enfes oldu sucuklar
hedehöttö her zaman enerji lezzet sağlık vaaar"

diye bir reklam jingle'ı vardı, hedehötünü hatırlıyorum da şimdi yazmadım. Ay yazasım gelmedi, hatırlamıyomuş gibi yapmayı tercih ettim. Böyle gereksiz bi reklamı yapanlar belki arar bulur bu post'u "aha lan o zamanlar kimse sallamadıydı ama iyi iş yapmışız demek ki, hala hafızalarda taptazeyiz, marka bilinirliği o biçim olmuş" der. Der de böyle şeyler yapmaya devam eder allah muhafaza.

Ben bu jingle'ı sevimli, akılda kalır yapan çocuklar/sucuklar benzetmesini çok sevmiştim o zamanlar da, kanım ısınmıştı. Kendi versiyonum olan "Sen ben sucuklar, enfes oldu çocuklar" hali hala aklımda, hatta bugün yine nerden çıktıysa geldi günümün soundtrack'ine eklendi. Ama süper gore bi olay bakar mısın, sucuklarla bir olup çocuklarını enfes yapıp yiyen annenin dramı. Jingle yapmış bi de.

22 Kasım 2009 Pazar

keyword kafası

Birkaç zamanlık, yerli köklü oturmuş blogu olanlar arada bir "ahayt benim bloguma neler arayıp da geliyorlar ayol" yaparlar ya, ben ona çok özenirdim işte. Şimdi aklıma geldi bi bakayım dedim kim girmiş kim çıkmış, gelmişken keywordlere de baktım. Baya birikmiş, olgunlaşmış, ele gelir olmuşlar. Şimdi onlara "senkimsinyaaa" "aysalağabak" makamından huysuzlanıcam. Abazanları hor görecem, yazım hatalarıyla dalga geççem müsadenizle. Şımarık şımarık gülücez hep beraber. Buyrun.

otobüste alan razı veren razı tacizi -- oha, bi tane de değil bu. bi yerde mi görüyosunuz dizi adı mı ne bu böyle bilmemkaç kişi aratıp geliyo? üstümeiyliksaalık ne alması ne vermesi blogda öyle şey mi olurmuş?

terazi burcundan koca olurmu -- biz burç olayına tepki koyuyoruz hırt gugulun bana yaptığına bak ya... (bunu yazan bi daha gelirse ona tavsiyeım, soru ekini ayrı yaz. yazınız.)

don draper kimi seviyor -- rivayetler muhtelif, nobody ever lifted that rock derler ona bu alemde. (bi seferinde de "don draper sekreterleri" diye aratılmış. sırasıyla sayayım, ilki Peggy şimdilerde metin yazarı olan kız. ondan sonra santralde çalışan mı ne saftirik bi kız vardı, bi tur Peggy, bi tur Don Draper haşlamıştı onu çok kalmamıştı. sonra Jane diye gaşar bi kız geldi, Sterling'le evlendi gitti. Şimdilerde yine silik bi tip var sanırım orijinal bişi değil pek.)

sapık bacaklar -- sapık bacak ne lan? katil bacaklar, manyak bacaklar ufff duman çıkar duman. kuzuciğim.

sik içtim dilim yandı -- çok ayıp. ergensiniz sanıyorum.

pelin batunun tarihin arka odası kıyafeti -- bak görüyo musun beğenip aratan bile var.

doğum kontrol hapı tü -- tü?

işimden istifa edeceğim -- ben ettim kurtuldum sen de et. (gaza gelme tabi kötünü sağlama al)

plasente şampuan -- hihihi plasenta olucak doğrusu, dalga geçelim hadi. Ay öğren de geaaal tipe bak yaaa

içtim geğirdim bile -- bunu da söyleyecek google'dan başka kimsesi yokmuş yazık lan. (zavallılıkla fütursuzca dalga geçme kısmını da tamamlamış oldum)

miyto
-- tabii mutlaka.

bioxcin kullanımı bırakılınca saç eski haline tekrar dönüyor? -- harbi mi? anaa kullanmayalım lan o zaman.

şişman kapak kızı -- sensin şişman.

kız bacaklara bak be -- ah be.

çarli -- teessüf ederim.

revigen nasıl bir sey -- böyle ibne gibin puşt gibin bişey. (bana bunlarla gelin)

"ecm dedi ki" site:*.blogspot.com
-- elmoş yavrum seni soruyorlar galiba. uvv * filan bilinçli arayıcı hem de. yannız * olayı bu gugul aramada sökmüyor sanırım.

KZ VE AĞDA -- ağdalı porno yapılsın burdan yetkililere sesleniyorum, artık bu isteklerle baş edemiyorum.

kırmızı yeşil bantlı çanta -- gucci'leri diyosun?

Hastası olduğum bu fotoyu da vesileyle sokuşturayım.

ne nerede ne zaman niçin nasıl kim birer cümle içinde kullanalım -- ilkokul ödevlerini gugulda aratmayalım. vaktiyle öğrenelim bunları.

göt nasıl şikilir -- şiki şiki baabaaa

şampuana doğum kontrol hapı -- buna benzer bikaç tane var, hakikaten şampuana doğum kontrol hapı karıştırınca bişey mi oluyo? ben de aratayım nan merak ettim.

kendine zarar vermeden hasta olmak
-- hehehe çakaaal...

tarkanım -- tarkan duy beni bak sana tarkanım diyen bir kitlen var.

zenginler yilda kac para harciyor -- çok para üfff bu kadar hem de.

kız olmak istiyorum -- kolay gelsin.

17 Kasım 2009 Salı

oradaydım desem yalan olur

Hızlı yaşanıp genç ölünen zamanların en rockstar, en hızlı yaşar adamı Mick Jagger'ı huzurlarınıza davet ediyorum.


Gençliğini uyuşturucuyla, alkolle, partiyle, sekisle, bitakım çılgınlıklarla geçirip başına türlü türlü işler açmış, çeşit çeşit kadından çocukları olmuş, 60 küsür yaşına kadar da yaşayabilmiş, hala da yaşayan bi insan Mick Jagger. Michael Jackson bile 50sinde göçüp gitmişken ona gençliğinin ve dinçliğinin sırrını sorduk, biraz da dedikodu yaptık.

Glam Rock olayından eksik kalmadığın iyi olmuş Mick Jagger

Aynı zamanda kıl bir adam, böyle huysuz, böyle artis, böyle şımarık. Gerçi o kadar ünlü olsam benim de ne götü kalkık, ne piç olacağım belli. Farkı şu ki adam işini hem seviyor, hem para kazanıyor, hem de hayranları var "Stones bitti yeaaaa" demeyip nerde konser nerde olay var koşuyorlar. (Gerçi Stones hakikaten bitmemiştir herhalde, o da ayrı.) Bizim emektar artisler köşelerinden "sanat camiası çok vefasız :((" derken herif 425 milyon dolares servet sahibi olmuş, bir de sahneye çıkıp horoz dansı yapıyor arkadaş...


7'sinde neyse 70'inde de o. çokkomik.

Bilmemkaçıncı film festivalinde Shine a Light'ı seyretmiştim. Orada Rolling Stones'a bir kez daha hayran filan olmadım, başka bişey dicem. Sinemada konser seyretmek, hem de Rolling Stones konseri seyretmek, hem de yanında arkadaş filan olmayınca oldukça kafa skici bir tecrübe olabiliyormuş onu deneyimledim. Öyle bir hayran, bir fan falan değilim yani yanlış anlaşılma olmasın. Olsa da bundan utanacak değilim, asla. Neyse. Yine de Mick Jagger yahşi, Keith Richards canki, bir hareket, bir ihtişam, bir nümayiş, bir feveran...

İyice poktan bir müzik eleştirisi diline bağlayan bu yazımı hevesim kırılarak burada sonlandırıyorum. Halbuse ben Mick Jagger'ın buruş buruş yüzünde bir biredpit kasıntılığı görmediğimden bahsedecektim, gençliğinde en has ortamlarda sekmiş, 60larına gelince kültür elçisi takılmaya başlamış Mick beye methiyeler düzecektim ama olamadı. Kısfmet...

Stones tekmili birden

13 Kasım 2009 Cuma

ne haber, ne haber, ne haber daha daha ne haber

Şimdi haberler. Yok önce özetler.

- Şurada bahsettiğim olayı kısmen de olsa gerçekleştirdim. Kısmen derken yanaktan makas almak, fakyu diye bağırmak gibi anarşik tavırlar dışındaki kısmı, ordan sonrası harfiyen doğru. Kısa ama etkileyici tiradımı da attım. Bu olaydan etkilenen bir kişi daha ordan ayrıldı.

- Saçlarıma Revigen'den de bir fayda gelmeyince bi de sabun deneyeyim dedim. More Than Soap diye bir şey var ingiliş adıyla türk sabunu, halis. Defneli mi desem biberiyeli mi bi sabun verdiler, içinde ne vardı o derece dikkat etmemişim. Zaten o kadar süslü püslü kokulu sabunun içinde en enayi tipli olanı verdi kız. Öyle ümitsizim ki.

- Haddinden uzun zamandır cilt bakımı, temizlik, yüze göze sürmelik mucizevi şeyler ile ilgiliyim, envai çeşit şeyi sürüp sürüştürdüm bugüne kadar ama içlerinde aha budur diyebileceğim tek bir mamul çıkmadı. Çok bedbahtım ya, geçen gün aynada baktım alın nahiyesi eşşek derisine dönmüş. Cillop gibi cilde sahip olamadan kırışıp gidicem...

- En kaliteli yumurta hücreleri erken yaşlarda gidiyormuş, dangozları sona kalıyormuş. Aşşa yukarı 30 yaştan önce bu yumurtalardan biri embriyo olursa kaliteli bir mamul ortaya çıkıyormuş (tabii burada diğer malzemenin de kaliteli olduğu varsayılıyor). Ya allaam 30umdan sonra doğurup denyo bi çocukla uğraşmak istemiyorum, zaten çocukları sevmem bi de benimki böyle Disney Channel gibi bişey çıkarsa dünyanın en kötü annesi olurum lan :/


- Çok varoluşsal yazı tasarılarım var, ama hep işyerinde aklıma geliyor ve arkamdan birileri gelip geçerken konsontre olup yazamıyorum.

- Tabii yeni işimden bahsediyorum burda, ilk hafta itibariyle herhangi bir dallamalık görmedim.

- Elimi attığım ilk projede bug buldum, önemli de bişeydi. Kötüm kalkmasın sonra inişi acılı oluyor diye çok uğraştım ama nalet olsun çok analitiğim. Birisi kendinizde hoşlanmadığınız bir özelliğiniz var mı diye sorarsa (içler acısı haldeki bu cümleyi, söyleyenin zihinsel çoraklığının bir temsili olarak gösteriyorum) çok analitik olmam diye cevap vericem bundan sonra. Ya kahretsin, her şeye böyle analitik yaklaşıyorum, normal insanlar gibi tepki veremiyorum. Halbuki ben de herkes gibi ağlayabilmek, gülebilmek isterim. Analitik bir insan için hayat çok zor :(

- İlk haftamda üstünde boylu boyunca bir A harfi, diğer tarafında rahatça okunabilecek büyüklükte Attractive yazan kafam kadar kulplu bardakla (kupa lafını hiç sevmem) yeterince iddialı bir başlangıç yaptığımı düşünüyordum zaten.

- O zaman neden aldın ulan tarramın anteni, başka harf mi yoktu, başka bardak mı yoktu diyenlere cevabım uzun olacak. Şimdi biz sevdicekimle aldık bu bardakları, her harfinden vardı, ben onun adının baş harfini, o benim adımın baş harfini aldı. Böyle şebeklikleri ilkgençlik yıllarında yarıp geçmiş arkadaşlar kusuruma bakmasın, römantik manada gelişimimi geç tamamladım ben. 20li yaşlarımın bir kısmını dahi tomruk olarak geçirdim. O yüzden milletin artık gördüğünde peff dediği birtakım şeyler bana şirin gelebiliyor. Önemli olan paylaştıkça artan tat. Hayır lan romatik komedi seyredecek kadar düşmedik daha, yok artık.

- Arkadaşınızın düğününde/nikahında taktığınız paraları, aldığınız altınları gelinin/damadın halasıgiller yesin istemiyorsanız hediye çeki yaptırın. Verilen miktar faturayı kesip arkasına yazıyorlar oluyor. Tabii bu daha pratik düşünülen zamanlarda, yoksa hediyenin fiyatı filan ayıp şeyler bunlar. (sanki çeyrek altının fiyatı gizli. peh işte)

- Hayatımda sadece bir defa gadın dergisi aldım (adı Elle), bi yerde karıştırırken hoşuma gitmişti özel sayı filan. Aylar geçti elimi sürmedim henüz. İkincisini de geçen gün aldım. Ben bu dergileri okuyan kadınların o moda fotoğraflarındaki Dior! Louboutin! Zac Posen! leri kapış kapış aldığına inanmıyorum. Alan illa ki var ama diğer çoğunluk ne yapsın? Gitsin zara'dan topshop'tan filan en benzeyenlerini alıp iğrenç Nine West ayakkabılar, çin malı naylon çantalarla bütünlesin, sonra bir ömür kredi kartı borcu faizi ödesin. Zaten kredi kartı olmasa, adam çıkarıp o kadar boktan bir çantaya elceğiziyle 180 teleyi saysa bi daha sksen almaz. Yazık tabi onlara.

- Jam!

-imaj kreditto nikki graziano

bunları da bilelim

Related Posts with Thumbnails