Haberi galiba perşembe günü çıkmıştı, İnciraltı Atlı Spor Tesisleri'ndeki 5 yarış atı, komşu çiftliklerin buz gibi ahırından gelen bir atın "tecavüzüne uğramış"tı.
Tecavüz olayı, tecavüz lafı, kasti olarak mı dalga konusu yapılıyor, yoksa halkından habercisine toplu bir cehalet nöbeti mi geçiriliyor bilmiyorum. İnsanlar etrafta "damacanaya tecavüz ehihi mehihi" diye gülerken tecavüzün bu olmadığını söylemekle söylememek arasında kalıyorum, ve birisi milletle kafa buluyor diye düşünmeyi tercih ediyorum. Çünkü tecavüz; saldırı demek, bir hakkı elden almak, bir iradeyi hiçe saymak anlamlarını da içeriyor. Cinsel saldırının genel adı tecavüz mesela, ama komiklik olsun diye eşeklere, damacanalara ve deterjan kutularına da tecavüz edilmiş diye konuşup gündemimize neşe katabiliyoruz.
Bilenler alınmasın, ben bilmeyenlere söylüyorum; tecavüz işi, bir irade karşısında yapılır. Cansız ve iradesiz varlıklara tecavüz edilemez. Aynı şekilde, hayvanlardan biri filanca çiftlikten ipini koparıp gelmiş bir yaban, diğer hayvan asil bir yarış atı ise yine olaya tecavüz denmez. Hayvanların bu tarz sosyal sınıflandırmalardan, asaletten filan anladığını da sanmıyorum.
Hayvanlarda tecavüzün mümkün olup olmadığından bile emin değilim. Bir hayvan diğeriyle çiftleşecekse önce dişinin dikkatini çekiyor, dişi onu kabul ediyor, böyle olmuyor mu? Zaten herifin çiftleşme zamanı belli, hem dişiler, hem erkekler çiftleşmeye hazırsa bir zorla sahip oldu durumu olabilir mi? Kaldı ki hayvanlarda bir ya benimsin ya kara toprağın içgüdüsü de yok bildiğim kadarıyla. Bu olmazsa bir başka dişiyle çiftleşir, git denince anlar, gel denince anlar, hayvan dünyası böyle.
Garip olan insanın yaptığı, daha da garibi hayvanı da kendi gibi sanıp "5 ata tecavüz etti" gibi akıl yoran, zihin ağrıtan haberlere imza atması.
CnnTürk ve Cüneyt Özdemir, güya haber kanalı olacak haliyle bu zevzek habercilik anlayışının üstüne, bir de atların sahibi ile yaptığı röportajla tüy dikiyor. Videoyu embed gömbed yapamadım, milliyet.com.tr nin çingene pazarı sayfasına alıyorum sizi. Ama seyrettiğinize değecek emin olun. Milliyet'in bu videoya layık gördüğü başlık ise Çapkın Atın Sahibi Kopardı şeklinde.
http://video.milliyet.com.tr/Capkin-atin-sahibi-kopardi_1_37590.htm
Haberin tutulacak yerlerini bırakıp şu videoda, şu habercilikte tutulacak bir yer arıyorum. Biliyorum ki bir yerinden tutsam gerisi de gelecek.
Çapkın at lafının vebalini Milliyet internet haberciliği üzerine yıkmak daha doğru olur sanırım. Orada CnnTürk'ü suçlamayacağım. Bak sen afacan çapkın ata, gecede 5 cıvır atı nasıl da kaldırmış he mi?
Ben bu haberin ertesi günü Cüneytim Özdemirimin "ay kendimi hiç beyyle kaybetmemiştim" özürü sonrası tekrarını seyrettim. Haberi sunarken de bu röportajın internette çok seyredildiğini, Mustafa Akın'ın günün adamı olduğunu, internetlerin hep bundan bahsettiğini de söylemeyi ihmal etmedi Cüneytim Özdemirim.
Bir zamanlar Yurtsan Atakan, Hürriyet'teki yazılarında ara ara e-mail'in ne kadar harika bir şey olduğundan, e-maille hayatın ne kadar acayip olduğundan dem vurur hemen arkasından ne kadar az gazetecinin e-mail kullandığını, gazetecilerin biraz geri kafalı olduğunu filan üstü kapalı söylerdi. E-mail ve internet teknolojisine erkenden entegre oluşuyla ne kadar övünse azdı, internetten ilk köşeleri kapmış olmanın kıymetinin ilerde anlaşılacağını sanıyordu galiba. Köşesinin altına gururla mail adresini de koyardı, sene 96-99 arasıydı. Cüneyt Özdemir'in de bugün -en azından bu haberinde- interneti, sosyal medyayı, twitter'ı takip ediyor oluşunu her lafın arasına sokuşturup bu durumdan gizliden gizliye gurur duyduğunu farkettim. Meşhur adamın internetle imtihanı, 35ini geçmiş memur teyzenin forward maillerin baştan çıkarışıyla imtihanından daha çetin. Aklımda olsun, bununla da ilgili söyleyecek bir çift sözüm olacak.
CnnTürk'ün Show Tv ana haber ciddiyetindeki canlı yayına konuk çıkarma anlayışına döneyim. Bu haberin/röportajın baştan nasıl hazırlandığı belli; ekranın bir yanında Cüneyt Özdemir, bir yanında atların sahibi mağdur kişi, tam ortada da gözleri siyah bantlanmış çeşitli at fotoğrafları, çiftlikte koşan atlar, çiftleşen atlar, ama hepsinin gözleri bantlı. Altta görünen başlık ise "Atların sahibi mağduriyetini anlatıyor :)" şeklinde, smiley'iyle beraber. Belli ki haber tamamen bir mağduru ekrana çıkarmak, ona birtakım sorular sorarak mağduriyetiyle, belki mağduriyetini ifade edişi/cehaletiyle dalga geçmek üzerine kurulu. Niyet asla olayla ilgili haber yapmak, olanları bir de oradakilerden dinlemek, sonrasında olanları öğrenmek filan değil. Niyet belli, s.kişen atların sahibinin "atlar s.kişti" diyemeyişinden komiklik çıkarmak.
Fakat atların sahibi Mustafa Akın, beklenenden daha cool çıkıp olayın komik görülüşünün de farkında olarak, meseleyi dozunda bir ciddiyetle "handle" edişiyle Cüneyt Özdemir'in ciddiyetsizliğini daha da yüzüne vuruyor ve bir anda başrolü kapıyor. Cüneyt Özdemir ise hiç hazırlanmadığı belli olan bu röportajda dönüp dönüp aynı soruları sormak durumunda kalıyor. Belli ki karşısına bu ciddiyette birisinin çıkacağını hesap etmemiş, geri kalan vakitte de köy yerinde çiftleşen tavukları, eşekleri görünce ağzını kapatarak kikirdeyen köylü kızları gibi at s.ki aklına her geldiğinde kendini kaybediyor. Bu habercilik başarısızlığı ise "atların sahibi kopardı" diye adlandırılıyor.
Öte yandan atların sahibi gerçekten görülmemiş bir mağdur sükunetine ve akl-ı selimine sahip. En baştan "tecavüz" lafını düzelterek haberciliğe ve gündeme golünü atıyor, arkasından gelen hazırlanılmadığı belli sorular karşısında "isterseniz atı size vereyim" diyerek Cüneyt Özdemir'le dalgasını geçerken "siz bir sakinleşin, rahatlayın, ben bekleyeyim" laflarıyla resmi olarak kontrolü eline alıyor. Hani oradan sonra Cüneyt Özdemir aradan çıksa, Mustafa Akın meramını kendi kendine anlatsa hepimiz rahatlayacağız. Zira mağdur kendisini gayet düzgün ve net bir şekilde ifade ederken bir yandan da ikide bir makaraları koyveren haberciyi idare ediyor.
Umuyorum ki bu olay, cahil mağdurların başlarına gelenlerden şaka çıkarmaya çalışan zevzek habercilere ve Cüneyt Özdemir'e bir ders olur ve umarım bundan sonra ota boka tecavüz denirken bir daha düşünülür. Fakat ümidim yok. Cahil gazeteciler bundan sonra da "sikti-soktu-sığdırdı" diyemeyeceklerinden, bunu da kibarlık sandıklarından, her şeye tecavüz demeye devam edecekler.
19 Nisan 2010 Pazartesi
5 Nisan 2010 Pazartesi
kadın sesine tapınan ezik adam
Hüzünlü gözleri uzaklara dalarken şakırcasına şarkı söyleyen, ipekten kadifeden sesi gönül tellerini titreten, gizemiyle, abartısız güzelliğiyle erkeklere of of çektiren kadın vokaller var ya, işte onlara ne diyeceğimi bilemedim.
İşte onlara kafam girsin diyecektim aslında ama, durup dururken elin kadınlarına kafamı sokmayı anlamlı bulamadım. Kadınların kendileriyle bir alıp veremediğim yok her zamanki gibi, ve yine kitleleriyle, bunları goygoylayan, bunları sevip saymayı bir bok sanıp her yerde haykıran kitleleriyle alıp veremediğim var. Onlar ki nerede miyavlayan bir kadın görse hayran kalmak ister, sayfa sayfa, ılgıt ılgıt methiye düzerler. Onlar ki kadınlığın bütün gizemi üstü kapalı bir hüzünde, şarkı söyleyen bir seste sanırlar. Kadın algıları böyle böyle çarpılmıştır, kadını hüzünlü olması gereken bir varlık sanırlar. Zuhal Olcay'a bayılır, Feyruz'a taparlar. Hele de ortadoğu şarkıcılarına alakaları bambaşkadır, velahelleyalelle minguburhabibi diye şarkı söyleyen billur ses akıllarını başlarından alır. Adını herkesin bilmediği bu şarkıcılara hayran olup geceleri onların sesiyle yarenlik etmek kimsenin ulaşamadığı ayrıcalıklı bir zevk sanırlar.
Hele bir de, Mısır olsun, Lübnan olsun dünyanın ortadoğu bölgesinden bir billurses kadını yöreye gelmeyegörsün, ne yapacaklarını, bu olayı yıllardır nasıl da heyecanla beklediklerini cümle aleme nasıl duyuracaklarını şaşırırlar. Twitter'larından biletlerin aynı gün bittiğini ilan edenini mi ararsın, iyice delirip günlerce turne programını sayıklayanını mı... Oryantalistleri beğenmeyeni de vardır ama mevzu ortadoğulu kadın şarkıcı oldu mu en azılı oryantalistten daha şehvetli olurlar.

Olayı daraltıp ortadoğuya sıkıştırdım ama bunların bir evropalı billursese, evropadan miyavlayan kadına yöneltilmişi yok mu? Var. Aman da bu ismi duyulmamış mıymıntı kadın bilmemkimin albümünde bir şarkıya feat. etmeyegörsün, yılın olayı o olur. Aman da aman, da yeter ulan. İçim dışıma çıktı arkadaş "aağbea kadında ses süper" "gırtlak muhteşem" "sesini harika kullanıyor" muhabbetinden. Sanki insan sesinin muhteşemliğini, bir vokalin iyiliğini teşhis ve takdir edecek birikimi var bi de utanmadan teknik meknik diyor. Kadına olan hasretinden mıymıylanan kadın sesi eşliğinde fezaya çıkacak haberi yok.
Bu adamların görüldükleri yerde olabilecek en sığ biçimde bu kadınlara beğeni belirtilmesi, sanırım o rafine taddan ve gönül tahtına oturttukları dokunulmaz bacıdan kendilerini kafi miktarda soğutacak, hayatlarını yeteri kadar anlamsızlaştıracaktır. Yapın, yaptırın.
İşte onlara kafam girsin diyecektim aslında ama, durup dururken elin kadınlarına kafamı sokmayı anlamlı bulamadım. Kadınların kendileriyle bir alıp veremediğim yok her zamanki gibi, ve yine kitleleriyle, bunları goygoylayan, bunları sevip saymayı bir bok sanıp her yerde haykıran kitleleriyle alıp veremediğim var. Onlar ki nerede miyavlayan bir kadın görse hayran kalmak ister, sayfa sayfa, ılgıt ılgıt methiye düzerler. Onlar ki kadınlığın bütün gizemi üstü kapalı bir hüzünde, şarkı söyleyen bir seste sanırlar. Kadın algıları böyle böyle çarpılmıştır, kadını hüzünlü olması gereken bir varlık sanırlar. Zuhal Olcay'a bayılır, Feyruz'a taparlar. Hele de ortadoğu şarkıcılarına alakaları bambaşkadır, velahelleyalelle minguburhabibi diye şarkı söyleyen billur ses akıllarını başlarından alır. Adını herkesin bilmediği bu şarkıcılara hayran olup geceleri onların sesiyle yarenlik etmek kimsenin ulaşamadığı ayrıcalıklı bir zevk sanırlar.
Hele bir de, Mısır olsun, Lübnan olsun dünyanın ortadoğu bölgesinden bir billurses kadını yöreye gelmeyegörsün, ne yapacaklarını, bu olayı yıllardır nasıl da heyecanla beklediklerini cümle aleme nasıl duyuracaklarını şaşırırlar. Twitter'larından biletlerin aynı gün bittiğini ilan edenini mi ararsın, iyice delirip günlerce turne programını sayıklayanını mı... Oryantalistleri beğenmeyeni de vardır ama mevzu ortadoğulu kadın şarkıcı oldu mu en azılı oryantalistten daha şehvetli olurlar.

Olayı daraltıp ortadoğuya sıkıştırdım ama bunların bir evropalı billursese, evropadan miyavlayan kadına yöneltilmişi yok mu? Var. Aman da bu ismi duyulmamış mıymıntı kadın bilmemkimin albümünde bir şarkıya feat. etmeyegörsün, yılın olayı o olur. Aman da aman, da yeter ulan. İçim dışıma çıktı arkadaş "aağbea kadında ses süper" "gırtlak muhteşem" "sesini harika kullanıyor" muhabbetinden. Sanki insan sesinin muhteşemliğini, bir vokalin iyiliğini teşhis ve takdir edecek birikimi var bi de utanmadan teknik meknik diyor. Kadına olan hasretinden mıymıylanan kadın sesi eşliğinde fezaya çıkacak haberi yok.
Bu adamların görüldükleri yerde olabilecek en sığ biçimde bu kadınlara beğeni belirtilmesi, sanırım o rafine taddan ve gönül tahtına oturttukları dokunulmaz bacıdan kendilerini kafi miktarda soğutacak, hayatlarını yeteri kadar anlamsızlaştıracaktır. Yapın, yaptırın.
1 Nisan 2010 Perşembe
bestof nittak
Nip/Tuck'ı seviyorum.
Halk arasında cnbc-e kapatmaları yüzünden "haa herifin biri herkese çakıyor" dizisi olarak da biliniyor ama gerçekte çok güzel dizi. Gerçekten bak.
Mesela şöyle bir an var, 5. sezon seyretmeyenler içün spoiler olabilir. Bizim zayıf karakterli Sean'ın ondan daha da zayıf karakterli nevrotik karısı, bunlar ayrıldıktan sonra birden kadınlardan hoşlandığını farkeder. Daha doğrusu gay bi abladan çok etkilendiği için zayıf karakterinden dolayı onun yörüngesine girer, kendini öyle sanmaya başlar. Bu gay teyzenin bi de kızı var ki yaşı 17 mi ne, ve Nip/Tuck'a gelmiş en erötik karakterler arasında kafadan ilk 5te, birinciliği de zorluyor. Dizideki adı da Eden. Like in the garden, Garden of Eden?
Eden'ın bi süre Sean'a sarması, Sean'ın kaçınılmaz bir şekilde bu cıvırın yörüngesine oturması neticesinde bunlar en sonunda tokuşurlar. Sean olayın ardından duygusala bağlayarak "birer hamburger yeseydik beraber" teklifinde bulunur. Eden ise kılları kadayıf olmuş Sean'a şöyle bir bakar ve "i don't date guys with grey pubes" der. Bu laf Sean'a acı koyar, kahramanımız pubes'larını boyatacak mıdır?
Nittakımız artık bitti ama enstantaneleriyle gönüllerde yaşıyor. Seviyorum, sevecaim.
Halk arasında cnbc-e kapatmaları yüzünden "haa herifin biri herkese çakıyor" dizisi olarak da biliniyor ama gerçekte çok güzel dizi. Gerçekten bak.
Mesela şöyle bir an var, 5. sezon seyretmeyenler içün spoiler olabilir. Bizim zayıf karakterli Sean'ın ondan daha da zayıf karakterli nevrotik karısı, bunlar ayrıldıktan sonra birden kadınlardan hoşlandığını farkeder. Daha doğrusu gay bi abladan çok etkilendiği için zayıf karakterinden dolayı onun yörüngesine girer, kendini öyle sanmaya başlar. Bu gay teyzenin bi de kızı var ki yaşı 17 mi ne, ve Nip/Tuck'a gelmiş en erötik karakterler arasında kafadan ilk 5te, birinciliği de zorluyor. Dizideki adı da Eden. Like in the garden, Garden of Eden?
Eden'ın bi süre Sean'a sarması, Sean'ın kaçınılmaz bir şekilde bu cıvırın yörüngesine oturması neticesinde bunlar en sonunda tokuşurlar. Sean olayın ardından duygusala bağlayarak "birer hamburger yeseydik beraber" teklifinde bulunur. Eden ise kılları kadayıf olmuş Sean'a şöyle bir bakar ve "i don't date guys with grey pubes" der. Bu laf Sean'a acı koyar, kahramanımız pubes'larını boyatacak mıdır?
Nittakımız artık bitti ama enstantaneleriyle gönüllerde yaşıyor. Seviyorum, sevecaim.
24 Mart 2010 Çarşamba
kantin

İlkokuldayım, dersaneye gidiyoruz.
İlkokuldan sonra anadolu liseleri ve kolejler sınavına girilip anadolu liselerine ve kolejlere girilen bir dönem olduğundan biz de ilkokulda dersaneye gidiyoruz, başka bir şeyden değil.
Dersaneden bi arkadaşım var, aynı okulda değiliz. Böyle biraz garip bi kız, anlamadığım şekilde sürekli benimle takılıyor - sonra anladım gerçi deneme sınavlarında yanımda oturup tepemden kağıdıma baktığı sıra son derece anlamış fakat siglememiştim. Bir de tombalak bir şey, her teneffüs dersanenin kantininde.
Bi gün yine böyle bi teneffüs, dersanenin kantinine indik. Sıra buna gelince kantinci dedi ne istiyorsun, bu ne dese iyi, "ımmm çılgın bişey olsun!". Peki kantinci ne yapsa iyi? Sanki kendisinden her gün çılgın bir yiyecek isteniyormuş gibi çıkarıp çokomelimsi bir şey verdi ve "işte sana çılgın bir şey" dedi.
Ben bu olayı o an biraz garipsemiştim tabii ama sonra bir ara anlarım, belki büyüyünce anlarım diyerek fazla üstünde durmamıştım. Ve fakat o gün doğan bebeler bile bugün kantinden çılgın bir şey isteyecek yaşı geçtiler, ben daha bu olaydan bir şey anlayamadım. Bugün de düşündüm, yine anlayamadım.
Mevzubahis çılgın abur cuburun adı da firuzeydi sanırım.
Hani büyükler dünyasına ait bitakım şeyler vardır ya, küçükken onları anlayamayız, anlayamayınca yerine bir şeyler uydururuz. Aha o yaşta bende acayip bir ben çocuğum ki kavrayışı vardı. O yüzden bana saçma gelen hiçbir şeyi anlamaya çalışmıyordum, sadece bana hitaben söylenenlere, beni ilgilendirenlere kafa yoruyordum. Gerisini de nasıl olsa büyüyünce anlarım diye sallamıyordum. Zaten o kızda da böyle yaşından bi büyük havası, 11 yaşında bir HeyGirlGeançKızı hali vardı. Yıllar sonra feysbukta karşıma çıktı, arada fotoğraf altlarında karşılaşıyoruz, muhabbetimiz de meraba meraba o kadar.
Bir dönem adı firuze olan çokomelimsi bir şeyle karşılaşmış olup bunu hatırlayanlar şöyle bir gülümsesin şimdi. Ben de tavuk suyuna çorba yapıp geliyorum.
17 Mart 2010 Çarşamba
sembölik
Bu videoyu kafa yapıyor oksijenin fazlası'nda gördüm, Until it Sleeps videosu üzerine ses olarak demo kaydı koymuşlar, enfes olmuş. Anafikir de şu, hani siz Metallica şarkılarında hayatın anlamını arıyordunuz ya, hah işte Metallica onları öyle müziğin nıynırınısına uysun diye at kafadan yazıyor. Haha.
İyi ki Metallica hayranı değilim, iyi ki Metallica'ya bir dönem hayran olmuşluğum yok yareppim çok şükür. Metallica hayranı değildim de çok mu matahtım? Değildim ki anasını satayım. Bir kısım Metallica severlerin diğer bir kısım Metallica severlere hiçbir sebep, dayanak göstermeden pis özenti dediği yıllarda ben tümden bizzat Metallica'nın kendisine uyuz olup metal olayına black metal scene'inden girmiştim. Herkesin Metallica ile hayatın anlamını çözdüğü yaşlarda corpse paint boyalı, baltalı ve taytlı adamları dinlemiş biri olduğumdan kimseye laf etmemem, söz açıldığında susup oturmam daha doğru olur diye düşünüyorum. Bu durumun bedelini de Metallica şarkılarını sonradan sonradan keşfedim "oha iyiymiş lan" diyerek ödüyorum. Bunu da itiraf ederek olaya samimi bir hava kattıysak bir diğer itirafıma geçeyim.
Şimdi bu klipte de görülen, hatta bu klipte yoğun olarak görülen, yok canım ona yoğun olarak görülmek denmez artık gözüne gözüne vurulan sembolik anlatımın çok yabancısıyım ben.
Bu ecnebinin dünyasında mitolojik kaynaklı olsun, dini olsun bir ton sembol var. Müzik yapan asi kesim ise kah bu sembolleri insan haline getirip kayaraktan, kah hayvan halindeyken oyaraktan toplumun altyapısına, bilincine birtakım darbeler vurarak bu common sense'i tokatlamak peşinde. Marilyn Manson filan da yapar bunu, hatta ben bu videoda biraz Coma White tadı aldım. Sebebini çok düşünmeye gerek yok işte ışıklandırma olsun, arkada bir cross olsun, semboller önünde deliren şarkıcı tiplemesi olsun hepsi bana benzer bir tat veriyor. Biri çıkıp oha naalakası var derse daha da uzun anlatırım.
Bunların aynısı sinemada da var. İşte efendim çocuğun doğuşu bilmemney adlı eserdeki doğum anına benzetilmiş de anne rolü şu yüzden şuna verilmiş. Sonuçta çıkan ne? Çocuğun annesinin masum görüntüsü altında günahkar tarafı var, onu anlatıyor. Ya arkadaş ben bu anlatımı alt bilincinde anında hisseden dimağı oturur alkışlarım. Ben o dimağı üç gün seyreder feyz alırım be. Aynı dimağlar şu kıssacık videodaki yoğun sembolik anlatım yüzünden nasıl da bilinçaltı bombardımanına uğruyordur diye hayıflanmayı da ihmal etmem.
Halbuki bu tarz şeylerin bana verdiği hissiyat "aa şey değil mi o, jesus christ? napmışlar ona yaa?"dan ibaret. Ne bileyim, Marilyn Manson Coma White'ta Kennedy Suikasti'ni şeyapmıştı, canlandırmıştı. Bundan ne mana çıkarılabilirdi bilmiyorum ama ben şahsen aptal aptal bakıp "naalaka yeaa" dedim. Zaten o dönem Marilyn Manson kadın mı erkek mi onu çözememiştim, kafamda daha büyük sorunlar vardı.
Hakkaten yalnız metaliko ne yapmış Jesus Christ'a öyle? Bu sembolizmi aşabilecek tek eser Jesus'ın çarmıhtan inip Aytek'le karşılıklı çiftetelli oynamasını tasvir edebilir. Daha neolacak ağabey? Hafif batı müziği Jesus Christ'ın çilesinden yeteri kadar ekmek yemedi mi?
Ya o değil de Lady Gaga hiç çarmıha gerildi mi bu arada, yapmadıysa ayup.
İyi ki Metallica hayranı değilim, iyi ki Metallica'ya bir dönem hayran olmuşluğum yok yareppim çok şükür. Metallica hayranı değildim de çok mu matahtım? Değildim ki anasını satayım. Bir kısım Metallica severlerin diğer bir kısım Metallica severlere hiçbir sebep, dayanak göstermeden pis özenti dediği yıllarda ben tümden bizzat Metallica'nın kendisine uyuz olup metal olayına black metal scene'inden girmiştim. Herkesin Metallica ile hayatın anlamını çözdüğü yaşlarda corpse paint boyalı, baltalı ve taytlı adamları dinlemiş biri olduğumdan kimseye laf etmemem, söz açıldığında susup oturmam daha doğru olur diye düşünüyorum. Bu durumun bedelini de Metallica şarkılarını sonradan sonradan keşfedim "oha iyiymiş lan" diyerek ödüyorum. Bunu da itiraf ederek olaya samimi bir hava kattıysak bir diğer itirafıma geçeyim.
Şimdi bu klipte de görülen, hatta bu klipte yoğun olarak görülen, yok canım ona yoğun olarak görülmek denmez artık gözüne gözüne vurulan sembolik anlatımın çok yabancısıyım ben.
Bu ecnebinin dünyasında mitolojik kaynaklı olsun, dini olsun bir ton sembol var. Müzik yapan asi kesim ise kah bu sembolleri insan haline getirip kayaraktan, kah hayvan halindeyken oyaraktan toplumun altyapısına, bilincine birtakım darbeler vurarak bu common sense'i tokatlamak peşinde. Marilyn Manson filan da yapar bunu, hatta ben bu videoda biraz Coma White tadı aldım. Sebebini çok düşünmeye gerek yok işte ışıklandırma olsun, arkada bir cross olsun, semboller önünde deliren şarkıcı tiplemesi olsun hepsi bana benzer bir tat veriyor. Biri çıkıp oha naalakası var derse daha da uzun anlatırım.
Bunların aynısı sinemada da var. İşte efendim çocuğun doğuşu bilmemney adlı eserdeki doğum anına benzetilmiş de anne rolü şu yüzden şuna verilmiş. Sonuçta çıkan ne? Çocuğun annesinin masum görüntüsü altında günahkar tarafı var, onu anlatıyor. Ya arkadaş ben bu anlatımı alt bilincinde anında hisseden dimağı oturur alkışlarım. Ben o dimağı üç gün seyreder feyz alırım be. Aynı dimağlar şu kıssacık videodaki yoğun sembolik anlatım yüzünden nasıl da bilinçaltı bombardımanına uğruyordur diye hayıflanmayı da ihmal etmem.
Halbuki bu tarz şeylerin bana verdiği hissiyat "aa şey değil mi o, jesus christ? napmışlar ona yaa?"dan ibaret. Ne bileyim, Marilyn Manson Coma White'ta Kennedy Suikasti'ni şeyapmıştı, canlandırmıştı. Bundan ne mana çıkarılabilirdi bilmiyorum ama ben şahsen aptal aptal bakıp "naalaka yeaa" dedim. Zaten o dönem Marilyn Manson kadın mı erkek mi onu çözememiştim, kafamda daha büyük sorunlar vardı.
Hakkaten yalnız metaliko ne yapmış Jesus Christ'a öyle? Bu sembolizmi aşabilecek tek eser Jesus'ın çarmıhtan inip Aytek'le karşılıklı çiftetelli oynamasını tasvir edebilir. Daha neolacak ağabey? Hafif batı müziği Jesus Christ'ın çilesinden yeteri kadar ekmek yemedi mi?
Ya o değil de Lady Gaga hiç çarmıha gerildi mi bu arada, yapmadıysa ayup.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


