Sanki lafın bir de kapalısı, kinayelisi var değil mi?
Sanki şöyle söylemek dışında zibilyon tane söylemek biliyor da aradan seçip şöyle söylüyor değil mi?
Bu ne kendini önemsemektir ya rab diye inleyesimiz gelmez mi?
Gelir.
Karşımda "açıkçası onları pek önemsemiyoruz" dendikçe dalar giderim, neden açıkça anlatıyor bana, samimiyetimiz nedir derim. Neden açıyor bana içini, ilk defa alışveriş yaptığım satıcının "sana 25 olur" demesinden ne farkı var açıkça anlatanın? Kimim ki ben? Ama o düşünüyor mu bunu, söyledi gitti açıkça. Döktü bana içini dürüstçe. Belki de ingiliççe kompozisyon yazma tekniklerinden however, therefore, in conclusion gibi görüyor konuşma dilinde açık olmayı, bir olmazsa olmaz, ifadeye zenginlik katan bir unsur gibi görüyor. Alabildiğine açıyor kalbini. Kah şöyle söylüyor bana daha net, daha basit anlatmak için şimdi şöyle söylim, kah dürüst takılıyor.
Benimse içim şişiyor, kahvede dünyayı kurtaran bir emekli öğretmen gibi "dil önemli, Türkçe'mizi ne hale getirdiler" diyorum. Gençlik açıldıkça açılıyor, korkuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder