15 Temmuz 2009 Çarşamba

mad men


Bu ara Mad Men'e sardım, daha doğrusu sonunda sarabildim. İki sene önce yepisyeniyken te ilk bölümlerinde bi başlamıştım ama bir şekil devamı gelmedi, şimdilerde hazır House M.D. de tatildeyken, hazır yayınlanmış iki sezon da varken yardırıyorum.

Şimdi bu Mad Men'in konusu çok çekiyo beni, 60'lar, New York, reklamcılık filan. Ne klişe dimi? Dur bi dinle ama, bu Mad Men 2007 yazsonu çıktığı sıra ben bir kitap okuyordum adı Reklamcı. Orijinal adını filan hatırlamıyorum, zaten "başyapıt" "mutlaka okunmalı, başucuna konmalı" diyecek değilim, öyle otobüste okumalık, yanında gezdirmelik bir eğlencelik olarak edinmiştim arkadaşı ve sağolsun beni yarı yolda bırakmamış, kendisinden bekleneni hakkıyla vermişti. Üstüne bir de ben bu 60'ların dumanaltı ortamının bir güzel hastası olmuştum. Zaten bir süre öncesinde 99 Francs'ın filmini görmüşüm, kafam o biçim reklam kafası o yaz. Üstüne Mad Men çıkınca hepten delirdim haliyle. İşin ilginç tarafı paralellikler burada bitmiyor, baş kahramanımızın suburban aile hayatından ajansta copy başı olmasına, sabah akşam tüketilen martini'den ulaşımın trenle sağlandığı bir New York portresine kadar Mad Men bu kitabın kanlı canlı haliydi adeta. Ya da o yıllarda New York'ta reklamcılık yapan herkes suburbda oturur, mütemadiyen sigara sarıp martini tüketirdi, bu da muhtemel.

Böylece büyük hevesle başladım amma dizinin hem havası ağır, hem konusu ağır, hem benim yüreğim dar olunca aşkımız bir başka baharda filizlenmek üzere azalarak bitti. Heç ağır dizi seyretmemiş değilim, beni yargılamayın, Lost'a Heroes'a benzer bir şey değil, olsa söylerim. Neyse, kısmet oldu aşkımız yeniden filizlendi bu ara. Yatmadan önce yüz Mad Men darbesini almadan uyuyamıyorum, hatta uykuları unuttum. Bazı konular var ki tek başına seyrederken aklımda biriktikçe birikiyor, zihnimi muntazaman dürtüyor. Onları yazmazsam eksik kalırım.

- Her yerde bolca yazıldığı/değinildiği üzre 60'larda erkekler için kadın eğlencelik bir nesne. Evlenilecek kadın ile eğlenilecek kadın ayrımı son derece keskin. Ofisteki sekreterler eğlenilecek kadın mesela, bizim reklamcıların karıları evlenilmiş, yüce kadınlar. Hatta Sterling amca metresçi takıldığı Joan'a "sen olmasaydın evliliğim biterdi" gibi bir cümle kuruyor. Bir evlilik kurtarma aracı olarak sekreter şeyetme, alan razı veren razı. Joan'ınsa tüm fettanlığına rağmen "karını boşa beni al, evi üstüme yap" gibi ihtiraslarının olmayışı dikkat çekici. İstese Sterling'in donuna kadar alabilir oysa ki.

Joan istesin ajansı üstüne yaparım.

- Sterling çok itici bi pezevenk. Don Draper'la hem kankiş canciş takılıyor, hem de karısına alenen tacizde bulunuyor. Arkanı dönsen s.ker alimallah öyle bir tip. Saçları da gri/beyaz-kır ama boyanarak yapılmış sanırım, yaşlı mı genç mi belli değil.

- Rachel Menken gibi iş güç sahibi kadın ne ev kadını ne de sekreter gibi bir şey olmadığından erkeklere error verdiriyor, tanımlanamaz bir yaratık adeta.

- Cooper amcanın ofisine ayakkabılar çıkarılarak giriliyor, etnik midir kültürel midir nedir henüz bilmiyorum yani ben seyrettiğim bölümler itibariyle.

- Bi bölümde göbekli abilerden biri "what's with the mouse ears" diyerek sekreter Peggy'i gösterdi, o gün bugündür kızı görünce aklıma geliyo ehi ehahah fare kulak...

- Don Draper çok cool bi adam bunda cümle alem hemfikir. Nobody ever lifted that rock.

"what's with the mouse ears?"

- Dönem dizisi olarak yardırıyor abicim kadınlar makyajlarından saçlarına, tiplerinden iç çamaşırlarına kadar eski fotoğraflardan fırlamış gibiler.

- Pete Campbell tam bir ambiti, karısı ondan da beter. Kapak olmuş. İçimden bi ses bu karakteri ilerde sevdirmeye çalışacaklar diyor, o kadar uyuz oluyoruz ama..

- Don Draper'ın karısı ne uyuz bişey. Tam kezban, amerikan kezbanı. Güzellik de bir yere kadar. Ama Don da çok çektiriyor buna, dizi başladı başlayalı bi kere orgazım oldu olmadı kızceyiz. Nevrotik olacak bu gidişle.

- Bets'in kankası hamile komşu House'da son sezon tüylerimizi ürpertmiş karakter Amber(ı da oynuyor aynı zamanda. heh). Yeni gelin modunda takılıyo burda.

- Herkes sigara içiyo lan emzik gibi, Don Draper'ın uyuz karısı elinde bulaşık eldivenleriyle de içti ya bunu, orda bittim ben.

- Bizde şey vardır ya "toplumumuz ikiyüzlü efendim, erkek yapınca elinin kiri, kadın yapınca namus elden gitti", hah 60larda amerikalılar da aynen böyleymiş. Sen Don Draper, Sterling karına yavşadı karın Sterling'e iş atar gibi oldu diye bir köpür bir küplere bin... Kendin o hippi bi karı var onun koynundan çıkmıyon, iş mi şimdi bu?

- 60'larda swell diye bir laf var, "oo çogzel, süber" manasında kullanılıyor sanırım. Herkes swell aşşa swell yukarı, it's well'in kısaltması diye tahmin ediyorum. swell, modası geçmiş bişey sanırsam howdy doody gibi.

- Ateşli redhead Joan şişman mı zayıf mı çözemedim. Baya yuvarlak bi abla ama geçen Peggy'e zayıfla filan diyodu. Garip.

- Bi bölümde Don Draper hippi ablanın mekanında öteki hippicanlarla takılıyo, gece polisler filan geliyor bu hippiler içe doğru sçmaya başlıyolar ama bi yandan da özgürlük muhabbeti gırla. Don Draper sistem adamı falan olduğundan verip veriştiriyolar "seninki de hayat mı" hesabı, geç vakitte abimiz oradan ayrılmak üzere şapkasını alıp çıkarken bir tanesi "polisler dışarda, çıkamazsın" diyor, Don Draper ise geceye noktayı koyarken çocuğu da koyuyor "siz çıkamazsınız". Nitekim dışarda karşılaştığı polis de "gudivninsör" çekiyor kendisine.

- Don Draper çok cool adam.

Neticede 60'lar önemli bi zaman dilimi, seviyorum. Adamlar süper yansıtmışlar bir de, ufak tefek falsolar vardır mutlaka bilen görüyordur, benim bile bazen gözüme çarpan "lan?" dediğim yerler oluyor ama adamlar havayı öyle vermişler ki o havada o detay kaynayıp gidiyor. Düşünsene yani evlerdeki buzdolaplarından ofislerdeki daktilolara komple bir 60'lar dünyası kuruluyor kolay değil. İnsanların görüntüleri cidden eski fotoğraflardaki gibi, sadece kıyafetle olacak bir şey değil bu. Bana mesela Sterling Cooper binası fazla modern geliyor, bu zamana ait gibi, lan diyorum adamlar ne bina yapmış sene 1960'ta. Ama yapmamış da olabilirler sonuçta, 60'ları bilen biri "hade len ordan bu bina hiç olmamış ki asansöre bak muhah" diyebilir, ya da "yuh lan propagandaya bak süpermarketi nerde buldunuz ibişler" diyebilir. Biz sanıyoruz ki 1960 senesinde adamın mahallesinde bildiğimiz tam teşekküllü sübermarket var, güzel ve yalnız ülkeme süpermarket hangi senede girdi acaba diye düşüncelere garkoluyoruz (ben oluyorum tamam). Ya da adam gidiyor 30bin dolorese New York'ta daire alıyor, böyle detaylara takılmadan edemiyorum, hesap yapıyorum kitap yapıyorum arazi kapatsaymışız diyorum. Tabi.

Sözlerime burada son verirkene Don Draper'ın çok cool bir adam olduğunu tekrar belirtmeden geçemiycim.

Sterling Cooper'ın deluğanluları
soldan sağa Pete Campbell, gözlüklü abi, Don Draper, gayimsi İtalyan abi, mister Sterling, şişman abi

2 yorum:

İbrahim Ortaç dedi ki...

benim de sevdiğim bir dizi ama neredeyse big shots'la yarışıyor kimin eli kimin cebinde belli değil... ancak arada reklam buluşları harika... favorim don değil, yengemiz:)umutsuz ev kadınları umutsuz ev kadını görsün...

hevesli bardak dedi ki...

Big Shots'ın bir bölümüne denk gelmiştim, o da sardı baya ama Mad Men'den eski mi yeni mi bilmiyorum. Yenge kadar başımıza taş düşsün yav insan bu kadar güzel olup bu derece gerizekalı olabilir mi?

bunları da bilelim

Related Posts with Thumbnails